Avcılar Grafiker Beylikdüzü Grafiker Tasarımcı Grafiker Katalog Broşür Web Sitesi Fuar Dijital

BİZİ

ARAYIN

İletişim Teorisi ve Temeller

İletişim Teorisi ve Temeller

Sosyal bilimlerde teori kurmak gerçekten zordur ve doğa bilimlerine kıyasla kontrol edilmesi güç ve sezinlenemeyen çok fazla değişken içerdiğinden kuramın genel-geçerliğini bozacak istisnalar çok fazladır.

Kuşkusuz iletişimin temel unsuru dildir. Fakat iletişim yalnızca dilsel kodlamadan ibaret değildir. Bunun yanısıra ses tonu, mimik ve jestler dilsel kodlamayı farklı anlamlara büründürebilir. İletişimi sağlayan bütün semboller kültürel bir temel üzerinde anlamlanır.

İletişim kültürü taşır. Kültür iletişimi biçimlendirir ve hatta yönetir. İletişim süreci aynı zamanda kültür aktarımı gerçekleştirir. Kültürün oluşması, dönüşmesi, bireylerce benimsenmesi gibi süreçlerin baş aktörüdür iletişim. Aynı zamanda iletişim tarzı da kültürün bir parçasıdır. İletişim kültürü taşıdığı gibi, kültürün genel yapısı da iletişimi biçimlendirir. Ataerkil bir toplumda kendi akranıyla senli benli konuşan çocuk babası odadan içeri girdiğinde dilindeki laubali tarz kaybolur, davranışlarına çeki düzen verir. Çok doğal görünen bu davranış neden böyledir? Verili kültür, baba figürüne karşı farklı bir iletişim ortaya koymayı gerektirir. Babanın baba olmaktan kaynaklanan otoritesi, hem ailenin önderi, hem geçim kaynağı olarak saygı duyulması gereken bir figür olması gerektiği toplumdan gelen bir kültürel aktarımdır. Çoğu zaman bu saygının gerekçeleri çocuk tarafından tam olarak bilinmez ya da sezinlenemez, ya da çok ilkel bir düşünce düzeyinde bilinir fakat sonuç olarak beklenen saygı gösterilir.

Reklam açısından iletişim olgusu bir tanıtım faaliyetinin hedef kitleye ulaştırılması ile tamamlanan bir süreç değildir. Tanıtımın hazırlanmasında, bu tanıtıma maruz kalan hedef kitlenin algılaması ve mesaj yorumunda iletişimin kültürel arka planı etkili olur. Uluslararası firmalar yerel girişimleri için yereli anlamaya dönük çalışmalar yaparlar. Uluslararası bir bankanın reklamında Türk esnafının, çiftçisinin bizim dilimizden anlatılması ve sorunlarının bu çok uluslu bankalar tarafından çözüleceğinin iddia edilmesi yerele dönük bir çalışmadır. Ramazan ayında iftar sofralarındaki Cola reklamları yine yereli çözümlemeye ilişkin çabalardır. Rasyonel boyutu geriye itilmiş fakat duygusal boyutu ön plana çıkarılmış bir reklam insanlara daha fazla dokunabilir. Ramazan ayında paylaşım, sosyal yardımlaşma ve dayanışma gibi duyguların artması, duygusal boyutu ön plana çıkarmak için kaçırılmaz bir fırsat oluyor.

Mesajın yorumlanması aşaması iletişimin başarılı olup olmamasında hayati öneme sahiptir. Hedef kitlenin algıları, mesajın açımlanmasında başat bir rol üstlenir.

İletişim olgusunun öğeleri

İletişim en basit düzeyde üç unsura dayanır. Mesajı gönderen, mesajı alıp yorumlayan ve bu ikisi arasında bir iletişim kodlaması, bir mesaj. Mesajı gönderene kaynak, alana hedef-kitle, ikisi arasındaki aktarıma ise mesaj diyoruz.

Kuşkusuz bu basit ve tek yönlü iletişim şemasının pek çok eksiği vardır fakat temel iletişim sürecini açıklamak için yeterli sayılabilir.

Kaynak

Kaynak mesajı kurgulayan ve iletimi başlatan bir kişi ya da kurum olabilir. Bazen bir şirket, bir haber sitesi, bir televizyon veya bir ajans kurumsal kaynak olabilir. Her durumda kaynağın mesajı kodlaması farklı süreçlerden geçer. Bireysel düzeyde bazen duygular bazen mantıklı olma hali, kişinin bilişsel süreçleri ve kültürel düzeyi, sosyal konumu, beklentileri, kendisini ve hedef kitleyi algılama biçimi mesajın oluşturulmasına birlikte etki eder. Mesajı biçimlendiren, süzen ve yeniden inşa eden kaynak bazen birden fazla olabilir. Bir reklam ajansında beyin fırtınasıyla ortaya çıkan slogan ve metinler sanat yönetmeni tarafından seçime uğrar, seçilen metin ve slogan belki yeniden düzenlenerek mesajın bazı boyutları törpülenir ve içeriğe yeni anlamlar katılır. Bu şekilde olduğunda mesaj, kaynağın farklı boyutları tarafından oluşturulmanın yanısıra süzme ve yeniden anlamlandırma, yeniden kodlama işlemlerine tabi tutulur. Benzer örneği gazeteler ve haber sitelerinde de görebiliriz. Yüzlerce haber içerisinde, seçme işleminin yapılması ve seçilen haberlerin editöryal olarak belki yeniden düzenlenmesi İngilizce gatekeeper denen mesaj kurgulayıcılarına bir örnektir. Mesajın biçimlendirilmesi süreci kişisel düzeyde bile bazen karmaşık bir süreç iken kurumsal kaynaklarda örgütsel bir hiyerarşi içerisinde biraz daha karmaşık bir hal alabilir. Ve daha önce de belirttiğimiz gibi iletişim sürecinin tamamında olduğu gibi burada da kültürel arka plan, toplumsal yapı ve dinamikler, bireysel kavrayış, anlayış ve duygular grift bir biçimde iç içe geçerek etkili olacaktır.

Hedef Kitle

İletişim sürecinin karşı tarafı yani seslenilmek istenen, mesajın muhatabı olan tarafa, kişi ya da kurumlara hedef-kitle denir. Hedef kitle olarak adlandırdığımız insan veya topluluklar iletişim sürecinde hayati bir öneme sahip olan “kod açma” ve “mesaj yorumlama” işini yapacaklardır.

Amacımız belli, güzel bir mesaj hazırladık ve hadi artık bunu şöyle salalım ortalığa bakalım ne etki gösterecek demek, başlangıçta yapılan stratejik bir hatadır. Hedef kitle analizi yapılmaksızın ve kod açma sürecinin nasıl yürüyeceğine dair ön tahminlerle mesajın yeniden ve yeniden kurgulanması, biçimlendirilmesi, anlamlandırılması süreci yönetilmeksizin yapılacak iletişim faaliyeti beklenmeyen geri dönüşler doğurabilir.

Günümüzde insanların narsist kişilik özelliklerini daha fazla göstermeye başladığını dikkate alırsak, bir reklam stratejisini elli yıl önceki insanın paylaşımcı dünya bakışına göre kurgulamak akılcı olmayacaktır. Bugün teknolojiye bağlı olarak toplum ve insan o kadar hızlı değişim geçiriyor ki hedef kitle analizini yapmak da güçleşiyor. Özellikle x, y, z kuşakları gibi kavramların tartışıldığı bir ortamda kime nasıl sesleneceğimizi önceden tespit etmek iletişim sürecini doğru yönlendirmek açısından elzemdir.

Hedef kitle kurgulamasıyla ilgili bir örneğe şöyle bir bakarsak, ilgili ilgisiz her ürünün “organik” iddiasıyla satıldığı dikkatimizi çekmiştir. Doğal olandan giderek uzaklaştığımızı sezdiğimiz hayatlarımızda neden bu kadar fazla organik ürün talebi olduğunu anlamak çok zor değildir. Tüketicinin şehrin yapay dünyasında doğal olandan giderek uzaklaştığını hissetmesi pazarlamacıların gözünden kaçmamıştır. Sağlık programları ve buralarda konuşan uzmanların da etkisiyle satış sürecindeki mesajlar sık sık organik ve doğal kavramları üzerinden kurgulanıyor.